Artık beni yaralayamaz hayat eger istemezsem

Gittiginde ayakları yürürken sorun cıkartmıyordu…Döndüğünde ise her sey bambaşka bir hal almıştı.Yardımsız bir adım atamıyor, ağzınıda bıçak açmıyordu.Gözlerinde yalvaran küçük bir çocuğun gözleri vardı sanki…”Ne olacak bana?”Der gibi insanın içini sızlatan bir bakıs yerleşmişti adeta…

Ama O’nun en guzel anlarına, en enerjik ve hayatı O’na sunulduğu şekliyle yaşamayı asla kabul etmeyen, asi tavrına alışan ben bunu bir türlü kabullenemiyordum…Çok uzun bir süre anneme “abla” bazen “anne” demesini, tuvaletin yerini bulamayışını, normal zaman da tahamül edemediği babamın O’na takılarak yaptığı espirilere sesizce kafa sallamasını bunları hep iyi oyuncu, içinde her zaman gerçek bir aslan kadını olduğuna inandığım annaneme bir türlü konduramıyordum.

Kendi küçüklüğümde O’na dair hatırladığım en net anlardan biri her daim temiz, bakımlı ve annane dediğimde insanları şaşırtacak gençlikte olmasıydı..Aslında hesaplayınca gerçekten çok gençmiş çünkü “annane” statüsünü aldığında henüz otuzsekiz yaşındaymış.

Günler ilerledikçe bu sekseniki yaşında ki oyuncunun, mutlaka bir falsosunu yakalayacağım, O’nu sobeleyeceğim anı heyecanla beklediğim zamanların yerini artık sessiz bir kabullenişe bırakmıştı.O’nun bir saat önce yediği yemeği unutup “yemek ne zaman yiye eğiz?” demesini, saatlerce koltukta sesizce oturup televizyon izlemesini yadırgamaz olmuştum…

Yaşlılık kime zor?Etrafında ki evlatlarına mı? Gençliği tüm ihtişamıyla, heybetiyle hiç bitip tükenmeyenmeyecekmiş gibi yaşayan insana mı?Bunun cevabını kendi içimde günlerdir soruyorum.Yaşarken fütürsuzca çarçur ettiğimiz zamanların yerini, gün gelecek kendi bedenimizin ve beynimizin içine hapsolduğumuz o uzun bir türlü bitmek bilmeyen günlere bırakacak..O’na sorabilmeyi istediğim öyle çok sorum var ki oysa.. Bu sorular acı verecek korkusuyla soramıyorum.Bir insan ömrünün yaşlılık kısmını yaşarken artık içinde kalmış olanlar varsa, onları yaşamak veya tekrar dönüp düzeltme şansının olmadığını O’na hatırlatmanın bir yararı olmayacak sonuçta..

Hayatımın bu bölümüne annanemin eşlik etmesinin bir amacı olduğunu anladım.O geçmişle barışmanın, hatasız hiçbir hayatın olmadığının, ne olursa olsun kaç evlat doğurursan doğur hepsinin yanında bulunmayacağının ve en önemlisi ne yaşamak istiyorsan bir saniye bile ertelemeden hemen gerçekleştirmen gerektiğini hatırlattı.

O nedenle bana hayatımın en güzel dersini veren annaneme büyük şükran ve minnet duyuyorum.Ve bundan sonra şarkıda söylediği gibi Sertabın, bir hayatı yaşamayı seçiyorum…

İncindim, incitildim derinden
Terkettim kendimi
Tesadüfen, karsilastim içimde
Kendimle yeniden bir minicik kiz çocugu bak duruyor orada hala
Anlatamam gördüklerimi o neseli çocuga
Artık beni asla yaralayamaz hayat eger istemezsem
Yıllar beni kolay yakalayamaz ben durup beklemezsem
Siz yine de, incelikli davranin benim kadar degilse de
Ben bu yüzden, incelikler yüzünden
belki daha çok üzüldüm
Bir minicik kiz çocugu bak duruyor orada hala anlatamam gördüklerimi o neseli çocuga
Artık beni asla yaralayamaz hayat eger istemezsem
Yıllar beni kolay yakalayamaz ben durup beklemezsem
Artık beni asla yaralayamaz hayat eger istemezsem
Yıllar beni kolay yakalayamaz ben durup beklemezsem…

Reklamlar

Artık beni yaralayamaz hayat eger istemezsem” için 4 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s